NEDEN YAHUDİLER DEMEYE HAKKIMIZ VAR MI?
Yüreklere kor düşüren savaş başlamadan birkaç gün evvel, bir TV programı izlemiştim. ABD’ de çekilen program, dindar Yahudilerin dinlerine verdikleri ehemmiyeti ayrıntılı bir şekilde anlatıyordu. Amerika’da yaklaşık 6 milyon Musevi vatandaşı var. Yani bu şu demek; Amerika’ da bugün İsrail’den fazla Yahudi yaşıyor. Dünya ekonomisine ve siyasetine yön veren bir ülkede, bu kadar fazla olmaları beni hiç şaşırtmadı. Programı başından sonuna kadar hayretle izledim ve haklarında bilmediğimiz çok şey olduğuna kanaat getirdim.
Dikkatimi çeken bölümleri sizlere maddeler halinde sunmaya çalışacağım.
• Dinlerini temsil eden kıyafetleri giymekten çekinmiyorlar. Erkekler başlarında siyah fötr şapka yâda kipa, sırtlarında yaz kış uzun siyah palto veya ceket ve siyah bir pantolonla dolaşıyorlar. Erkekler sakallı, kimilerinin şakaklarından zülüfleri sarkıyor. Kadınlar uzun kollu kıyafetler ve topuğa kadar uzanan etekler giyiyorlar. Eğer evlilerse başlarını örtüyorlar yâda peruk takıyorlar. Çünkü eşlerinden başkasının saçlarını görmeleri dinlerine göre haram. Amerika’ da bir Yahudi giyiminden dolayı eleştirilmiyor, aşağılanmıyor ve laiklik elden gidiyor diye isyan edilmiyor. Hatta dinini yaşayan Yahudiler saygı görüyor.
• Düğünlerinde haremlik selamlık uygulaması yapılıyor. Erkek ve bayanlar düğün salonuna farklı kapılardan giriyorlar. Evlenecek olan çift düğün günü oruçlu oluyor ve bir hafta boyunca birbirlerini görmüyor ve konuşmuyor. Bir Yahudi yine ancak bir Yahudi ile evlenebiliyor. Her bir Yahudi ailesinin hedefi çok sayıda çocuğa sahibi olmak. 8, 10 yâda 12 çocuklu ailelere rastlamak sıradan bir durum. Dini nikâh Yahudiler için çok önemlidir. Asla çağ dışı olarak görülmüyor. Çok çocuk sahibi olmak cahillik değil aksine ırkına sahip çıkmak ve geleceğe yatırım yapmak hatta ilahi bir emir hükmünde. Aile planlaması onlar için yalandan başka bir şey değil.
• Okullarında kesinlikle karma eğitim yapılmıyor. Çocukluktan itibaren ayrı ayrı sınıflarda eğitim alıyorlar. Öğretmenlerde bayan ve erkek olmak üzere eğitim veriyorlar. Erkek bir öğretmen kızlara ders veremiyor. Her sabah toplu dua ile derslere başlanıyor. Okullarda öğrencilere İbranice ve İngilizce öğretiliyor. Sabah derslerinde sadece dini eğitim veriliyor. Öğleden sonrada fen ve edebiyat dersleri öğretiliyor. İbranice öğrenen ana sınıfı öğrencilerine müdireleri törenle Tevrat hediye ediyor. Liseyi bitiren kız öğrenciler hemen üniversiteye başlamıyor sadece dini eğitim aldıkları iki yıllık bir eğitim sürecinden geçiyorlar. Öğretmenler her derste dini kitaptan alıntılar yapıp bu konularda örnekler verebiliyorlar. Ders bitiminde bütün öğrenciler dua salonunda toplanıp dua ile derslerini bitiriyorlar. Din adamı yetiştiren okullar büyük saygı görüyor ve bu okulların talebesi hiç eksik olmuyor. Kısacası din eğitimi veren okullar kapatılmıyor, yasaklanmıyor. Din adamlarını medya dâhil olmak üzere herkes tarafından dikkate alınıyor. Karma eğitim ile daha çağdaş olduklarını değil aksine çocukların gelişimini olumsuz etkilediklerini düşünüyorlar. Dini dersler müfredattan çıkartılmıyor, azaltılmıyor yâda kaldırılmıyor. Dini kitaplarını daha iyi anlamak için ayrı bir kuruma başvurmaya ihtiyaç duymuyorlar. Gereken tüm eğitimi okullarından elde edebiliyorlar.
• Evlerinde televizyon yok. Televizyon zaman israfı olarak görülüyor. Çocukların interneti kullanmalarıysa sınırlı. Baba ailede çalışan tek birey, anneyse çocuklarını büyütmekle sorumlu oluyor. Ebeveynler çocuklarına çok önem veriyor, onları Yahudi neslini devam ettirecek mirasçılar, birer nimet olarak görüyorlar. Kalabalık ailede yetişen çocukların hem sosyal hem de ahlaki açıdan çok daha seviyeli yetiştiğine inanıyorlar. Televizyonun aile samimiyetini parçaladığını savunuyorlar.
• Domuz etini kesinlikle yemiyorlar. Etlerini dine uygun şekilde kestirdikleri yerden satın alıyorlar. Kosher damgası olmayan malları kesinlikle satın almıyorlar. Kosher kelime anlamı olarak uygun yani domuz eti, yağı veya herhangi bir katı maddesi yok demektir. Firmaların Kosher izni alabilmeleri için hahamlar tarafından denetlenmeleri gerekiyor. Bir Yahudi her ekmeği yemiyor. İstediği her yerden alışveriş yapmıyor ve Kosher kurallarına dikkat ediyor. Yeni taşınılan bir evdeki tüm eşyalar, hahamlar tarafından Kosherleniyor. Manavda satılan bir karpuz dilimi kosherlenmiş bir bıçakla kesilmediyse satın almıyorlar. Maddi olarak sağlıklı oldukları kadar manevi olarak ta sağlıklı olmak gerektiğine inanıyorlar ve kosherlemeyi ilahi bir emir olarak görüp sorgulamadan uygularlar. Tevrat nesiller boyunca el yazması olarak devam ettiriliyor. Sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde üç defa havrada ibadet ediyorlar. Cumartesi günleri işyerlerini kapatıyorlar ve araba kullanmıyorlar. Gitmek istedikleri yerlere yürüyorlar.
Dinlerinin gereğine itaat noktasında sıkıntı yaşamıyorlar. Beden sağlığı kadar maneviyatlarında dikkat ediyorlar. Ticaret dâhil olmak üzere her konuda kendi ırkından olan insanları ve kendi ürettikleri malları tercih ediyorlar. Çocukları bir ırkın devamı olarak gördüklerinden savaşlarda özellikle neden çocukları öldürdükleri sorusuna da gereken cevabı vermiş oluyorlar. Dünya onların mallarını boykot için çırpınırken onların el atmadığı ürün çeşidi nerdeyse yok gibi. Kısaca Yahudiler inanıyorlar, yaşıyorlar, çalışıyorlar ve başarıyorlar. Mümin sıfatlarını alıp, bize kendi sıfatlarını veriyorlar. Biz ise hala ders almaktan uzağız.
Bu sözlerime bakıp ta Yahudi tahşidatı yaptığımı düşünenlerde olabilir evet ama elbetteki yapmadım yapmıyorum da yapmamda. Bütün bu hassas uğraşlarına rağmen yaşayışları amel değil fiildir. Bireyi kul yapansa amelidir. Fiili ise amele dönüştüren Hak rızasını gözetebilmektir ve bunun onlarda olmayışı kaybedişlerinin işaretidir.
Bu programdan sonra onların ihlâs! Sahibi bir ırk olduğunu anladım. Önce içinde bulunduğum Türkiye şartlarını, sonra Yahudi zulmü altında inleyen coğrafyayı ve son olarak ta sürüldüğümüz vatanı düşündüm. Ben kendi payıma bir iç muhasebe yaptım umarım sizlerde yaparsınız. Hakkıyla istemeyene ALLAH vermez kaidesince, hem fiili hem de kavli duamızın ne kadar eksik olduğunu ve neden Yahudiler demeye hakkımız olmadığını anladım. Onlar dünyada ki ADALET tecellisinin en net göründüğü ayna.
Hümeyra Aksoy www.muslumancerkes.com |